HAPSOLURUM SESİNE

17/5/2009 · Kategori: Siir

HAPSOLURUM SESİNE

 

sular aklımı çeldi

çıkıp geldim kanlı resimlerden

sen geldin rüzgar tadında

geldiğim gündü çığlığım

dudaklarıma kondu kuşlar

alev aldı bir öpücük

çatladı gecenin çekirdeği

öfkemin kanadında

 

hangi kitapta bu korku

ağıtlar acısı

bir anneden koparılan gülücük

anlamsız fırtınalar saçında

yolayrımı geçip gittin

kırıldı ince yanım

bir eksiğim sensin

sürgün düşmüş ateşin

angın ve kül

 

aşkın çölünde

sözcükler kimsesiz

nehirler saçları kesik

kırıldı aynaları eylülün

 

kuşluk çeşmeleri

kız bakışı utangaç

damarı çatlak mermer

kırdı utancını

asıldı evrenime

sevgi tezgahında telaş

iz ve keder

 

dağ devrilir bir gün

uzaklar yakın olur

şavkı yitik suçlu bıçaklar

açlığın akşamı arsız

gözü ırmak köpüğü

deli bir sayfa ömrüm

hüküm giymiş bir kere

bu şehir karabasan

insanlar duyarsız

 

gökgözlü atlar

gurbetinde koşunun

ihaneti bilmez

eşkiya kısıtlı zaman

masal bile değil

soluğu mekansız

acısı tebdil

ortaksa kahrına

sevgi ölümcül

 

ağız donmuş

söz mahkum

düşürme sessizliği peşine

giderim bütün yorgunlukları

sensiz kalır yılan ıslığı kuşkular

yolcular çıkagelir

hapsolurum sesine

 

Bekir KOÇAK, Gizemi Temmuzda Saklı, (s. 59-61)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »