24 07 2011

Beyaz kapak + kırmızı kalp = Edebiyat

Beyaz kapak + kırmızı kalp = Edebiyat Türk edebiyatının ve yayıncılığının ustalarından Erdal Öz’ün 1981’de kurduğu Can Yayınları bu yıl 30. yaşını kutluyor. 30 yıl içinde 482 yabancı, 230 yerli yazarın kitaplarını okurla buluşturan Can Yayınları’nı, Yayın Yönetmeni Zeynep Çağlıyor anlattı...   Milliyet Kitap Eki;  13 Mayıs 2011   YASEMİN BAY   * Erdal Öz nasıl bir kararla yola çıkmış Can Yayınları’nı kurarken? Can Yayınları sonuç olarak Erdal Öz’ün bir eseri. Gerçekten bir aklın, bir kişinin, bir yüreğin eseri. Tabii Erdal Öz’ün yayın dünyasından dostları da el vermişler Can Yayınları’nın kuruluşuna. Erdal Öz dünya edebiyatının ürettiğini çok kısa bir sürede Türkçeye kazandırdı desek yalan olmaz. Kocaman bir edebiyat listemiz var. Erdal Öz, hem yazar hem kitabevi sahibi hem birtakım yayınevlerinin çalışanı, katılanı olarak yayıncılık dünyasından gelmiş bir insan. Gerçekten edebiyata gönül vermiş biri. Dolayısıyla edebiyata katkıda bulunmak ve onu paylaşmak istiyor. Yayımlamak her şeyden önce çok beğendiğin, değer verdiğin bir şeyi diğer okurlarla paylaşmaktır. Bu noktadan yola çıkmış Erdal Öz. Amacı edebiyat yayımlayan bir yayınevi olmaktı. Can Yayınları gerçek tanımıyla bir edebiyat yayıncısıdır. * Edebiyat yayıncılığından kastınız nedir? İyi edebiyat. Kurgu eser yayıncılığı anlamında kullanmıyorum bu terimi. Nitelikli edebiyata hizmet veren türe bizim verdiğimiz bir isim. Tercihlerini en çok satma şansı olandan değil en değerli olduğunu düşündüğünden yana kullanmış Erdal Öz. Ben şahsen uzun vadeli bir yayınevi olabilmenin mutlaka edebiyat yayıncılığından geçmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünk&uu... Devamı

24 07 2011

Türk-Rus Diplomasisinden Gizli Sayfalar

Türk-Rus Diplomasisinden Gizli Sayfalar Cumhuriyet Devrimi ve Sovyetler Birliği dönemi Türk-Rus ilişkileri tarihi uzmanı Mehmet Perinçek’in,Türk-Rus Diplomasisinden Gizli Sayfalar kitabı yayımlandı.   Milliyet Kitap Eki; 30 Haziran 2011   Kaynak Yayınları’nın 584. kitabı olarak yayımlanan, TÜRK-RUS DİPLOMASİSİNDEN GİZLİ SAYFALAR kitabında, 1890’lardan 2010’a kadar olan dönemin Türk-Rus diplomatik ilişkilerinden çok önemli kesitler sunulmaktadır. Anlatılan ilişkilerin hemen hemen tamamı, Türkiye’de ya hiç bilinmeyen, hiç yayınlanmamış ilişkilerden, ya da çok az bilinen, üstü örtülmüş veya saptırılmış olanlardan oluşmaktadır. Örneğin, 1896’da Osmanlı döneminin ünlü Türk yazarlarından Ahmet Mithat Efendi’nin evine konuk gelen iki Rus yazarın, Türk-Rus ilişkilerini geleneksel hasımlık, soğukluk ve rakiplik ilişkisinden çıkarıp dostluk ve işbirliği temeline oturtma çabaları ilk kez bu kitapta Türk okurlarına sunulmaktadır. Yine örneğin, •Birinci Dünya Savaşı arifesinde Petersburg’ta kurulan Türk-Rus Dostluk Cemiyeti, •Mustafa-Suphi olayı ile ilgili olarak Ankara ve Moskova arasındaki resmi yazışmalar, •Cemal Paşa’nın ailesine yapılan 5000 altın Sovyet yardımı, •Latife Hanım’la Sovyet Rusya yönetiminin önde gelen kadınlarından “Bütün Birlik Kültür İlişkileri Derneği” Başkanı Olga D. Kamenyeva arasındaki yazışmalar, •Ahmet Ağaoğlu’nun Sovyetler Rusyası yönetimi-Ankara Hükümeti ilişkilerindeki yeri, •Atatürk Türkiye’si ile Sovyetler Birliği arasındaki futbol diplomasisi gibi konular ve bunlarla ilgili bilgiler yine Türkçe’de ilk kez Mehmet Perinçek’in ... Devamı

24 07 2011

Bahar, İzmir’e kitapla geliyor

Bahar, İzmir’e kitapla geliyor 16-24 Nisan arasında düzenlenecek 16. İzmir Kitap Fuarı’nda, 300 yayınevinin binlerce kitabı ve yüzlerce yazar okurla buluşacak.   Milliyet Kitap Eki; 13 Mayıs 2011   GÜNSELİ YILMAZ İzmirli kitapseverlerin sabırsızlıkla bekledikleri tarih geldi çattı. Bu yıl 16. yaşına giren İzmir Kitap Fuarı, 16-24 Nisan arasında düzenlenecek. Fuarın açılışı 16 Nisan cumartesi günü saat 12.00’de bir törenle yapılacak. Törenin ardından yaklaşık 300 yayınevinin binlerce kitabı ve yüzlerce yazar okurla buluşacak. Bu yılki fuarın onur yazarı ise Türk şiirinin değerli kalemlerinden Refik Durbaş. Her zaman olduğu gibi bu yıl da fuar süresince kitapla ve edebiyatla ilgili birçok etkinlik düzenlenecek. Aralarında Murathan Mungan, Füruzan, Can Dündar, Yılmaz Özdil, Gülten Dayıoğlu, İlber Ortaylı, Zeynep Oral, Oya Baydar, Altan Öymen, Ahmet Telli, Yekta Kopan, Tuğrul Keskin, Latife Tekin, Ayşegül Devecioğlu, Nihat Behram, Hakan Günday, Ataol Behramoğlu, Muazzez İlmiye Çığ,  Nazlı Eray, Mavisel Yener’in de bulunduğu çok sayıda yazar fuar boyunca söyleşilerde ve imza günlerinde yer alacaklar. 16. İzmir Kitap Fuarı 16-23 Nisan tarihleri arasında 11.00-20.00, 24 Nisan tarihinde ise 11.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.   ETKİNLİK PROGRAMI 16 Nisan Cumartesi Konferans Salonu I Saat: 13.15-14.15 Söyleşi: “Bir Hayatın Şiiri: Refik Durbaş” Konuşmacılar: Refik Durbaş, Enver Ercan Düzenleyen: TÜYAP Saat: 15.45-17.00 Panel: “Ekrem Akurgal 100 Yaşında” Yöneten: Hasan Karabağ Konuşmacılar: Ali Akurgal, Ömer Özyiğit, Zeki Arıkan, Bijen Molay, Kenan Mortan Düzenleyen: Bayraklı Belediyesi Saat: 17.15-18.15 Söyleşi: “Özgürlü... Devamı

10 04 2011

Çınarın Ölümü, Hasan Öztürk, Öykü

Çınarın Ölümü Sekiz yaşında bir kızım. Küçük kardeşimle birlikte yaşıyoruz. Biz karnındayken ölmüş annemiz... Her sabah İznik Gölü'nde avlanan balıkçıların şarkılarını dinler, her akşam gölden su içen yıldızları okşarız dallarımızla. Bu göl İznik Gölü; hani şu, Şeyh Bedreddin'in, suyundan bir avuç alıp, avucundaki sular dökülürken de: "-O ateş ki kalbimin içindedir tutuşmuştur günden güne artıyor. Dövülmüş demir olsa dayanmaz buna eriyecek yüreğim... "   diyerek, kıyısında, savaşmaya karar verdiği göl... İkiz kardeşimle birlikte bu gölden su içeriz köklerimizle. Yüzlerce yaprağımızı yelpaze yaparız sıcaktan bunalanlara. Gölgemizde yorgun insanlar oturup dinlenirler. Her sabah, dallarımıza konan küçük kuşlar, ışık vermeleri için şarkı söylerler güneş tanrılarına... Zeytin ağaçlarıyla dostluk ederiz gün boyu. Çınar ağacıyız diye, hiç yadırgamazlar. Onlar bizi biz onları severiz. Hepsi tanırlarmış genç yaşında öldürülen annemizi. Ancak, bize hiç söz etmediler ondan. Bir ay kadar oldu annemizin kim olduğunu öğreneli. Çok genç yaşta öldürüldüğünü öğrendik onun. Geçenlerde bizi filme alıp fotoğraflarımızı çekmek için gelenler, onunla ilgili, uzun uzun konuştular. Gözlerinin içi gülen, zayıfça bir adam vardı içlerinde; daha önce de görürdüm o adamı. Sık sık ziyaretimize gelir, sevgiyle okşardı dallarımızı. Onun anlattığına göre: Nâzım Hikmet'in ölümünün birinci yıldönümünde buluşan dostları, onu anıp şiirlerini okumuşlar. Ertesi gün de, Nâzım'ın, mezar... Devamı

10 04 2011

Mizah Yaratma Eylemi

Mizah Yaratma Eylemi On dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında materyalist Rus düşünürü A. Herzen, “Gülmenin tarihini yazmak çok ilginç olurdu.” derken, “gülme” sözüyle herhalde insanın mizah yeteneğini işaret ediyordu. Çünkü komik-olan’ı ayırt edip anlamak insana özgü bir olguyken, gülme olgusu sinirsel evriminin üst basamağındaki ileri hayvanlarda da görülmektedir. Öyleyse komik-olan, gülme ve kahkahayı da içermekle birlikte, ondan daha kapsamlı bir olgudur. Estetikçi M. Kagan’ın deyişiyle: “Gülünç-olan, psiko-fizyolojik bir fenomendir; komik-olan ise estetik bir fenomen.” Her şeyden önce, trajik ya da komik kavramları doğrudan bir nesneyi değil bir süreç, eylem ya da durumu belirtmektedir. Örneğin trajik olan bir kişi değil onun yaşadıklarıdır. Komik olan herhangi bir aktör değil, onun insan idealleriyle ilişkisi içindeki söz, eylem ve tutumlarıdır. Trajik-olan’da idealler gerçeklik karşısında bir gerileme ya da yenilgiye uğradığından, benzer idealleri paylaşanlar açısından “trajik” olarak görülecektir. Öte yandan komik söz konusu olduğunda ideal-olan zihinsel, duygusal ve moral olarak dimdik ayaktayken yaşanan gerçeklik onun karşısında küçük düşmekte, çeşitli düzeylerde gülünçleştirmeye, eleştiriye ya da alaya uğratılmaktadır. Komik-olan’ın tarihine ilişkin bilgiler ilkel topluluklara kadar uzanır: “Bütün ilkellerde kılık değiştirerek, kimi kez hayvan kılığında yapılan tören ve geçit alaylarına rastlanır. Bunlar ya totem diniyle ya da toprağın ve insan soyunun verimliliğini güven altına almaya yarayan büyüsel törenlerle ilgiliydi. Eski Yunan’da şarap ve... Devamı