12 03 2011

Güneş Balçıkla Nasıl Sıvandı?

Güneş Balçıkla Nasıl Sıvandı?   Erhan Tığlı   Yeni Mahalle ilkokulunun müdürü Ali Güneş, kısa boylu, çelimsiz bir kişiydi ama dev gibi kişilerin bile başaramayacağı işleri çabucak çözümlerdi. Çok becerikliydi. Okuluna evi gibi bakar, zamanının çoğunu evinden çok okulda geçirirdi. Okulun en az iki hizmetliye gereksinimi olduğu halde, kadro istemez, bütün işleri tek hizmetlisiyle birlikte kendisi yapardı. Ufak tefek onarım, boya badana için dışarıdan usta getirmez, kolları sıvar, hizmetlinin yardımıyla, eskisinden daha iyi, daha güzel bir duruma getirirdi... Çevrede çok sevilen parmakla gösterilen bir müdür olduğu halde "iktidar partisi" onu oradan alıp kendi adamını getirmek istiyordu. Bunun için, kusur arayıp bulsun diye iki denetici yolladılar. Deneticiler o denli uğraştıkları halde bir kusur bulamamışlar, buna çok canları sıkılmıştı. Her şey düzenli, her yer tertemizdi. Birer sigara yakarak bahçede oturdular, çaylarını içerlerken çevreyi kolaçan etmeye başladılar... Onları gören çocuklar korkuyla uzakta duruyorlar çantalarından iğnelerini ne zaman çıkaracaklarını merak ediyorlardı. Eli çantalı kişilerden korkarlardı zaten. Öğretmenler bile heyecanla müfettişleri süzüyorlar, bir yanılgıya düşmemeye çalışıyorlardı. Bir öğrenci ise hiç korkmadan çekinmeden çevrelerinde dolaşıyordu, gözlerini ellerindeki sigaralara dikmişti. Bu durum deneticilerin gözünden kaçmadı. Sigara içtikleri için kendilerini ayıplıyor muydu yoksa kendilerine bir diyeceği mi vardı? Belki bir yakınması vardır, müdürü görevinden almak için işe yarar diye onu yanlarına çağırdılar. Çocuğu s... Devamı

12 09 2008

Türk Sinemasından Unutulmaz Replikler

Türk Sinemasından Unutulmaz Replikler Yeşilçam filmlerinde geçmiş olan, senaryo gereği söylenmiş olan bu sözlere bir çok kişi alaylı yaklaşmaktadır. Oysaki bizce; bu sözlerde eski yılların bu yıllara umudu, o yılların insanlarının birbirlerine olan kalplerinin temizliği, birbirlerine karşı dürüstlükleri var... Şimdiki yıllarda ise (üstüne alınmayan tüm insanları tenzih ederiz)insanlar daha içten pazarlıklı, daha da karşısındakinin kuyusunu kazmaya dönük bir yaşam içerisine girmiş durumda. Tabii buna maddi veya manevi bütün durumlar etki yapmakta ama bunlar gerçek ki günümüzde, o eski yılların temiz kalpliliği ile dürüstlüğü kalmamasından dolayı, işte aşağıdaki bu film sözlerine bazı insanların yaklaşımı gülmek veya komik bulmak oluyor. Biz bu yazıları kaç kere okuduysak okuyalım veya filmlerden izlerken kaç kere duyduysak duyalım kesinlikle ve kesinlikle o yılların masumluğunu ve dürüstlüğünü gördük... Güzel olduğunuz kadar küstahsınız da. Anneciğim, ben bu amcayı çok sevdim. Ona baba diyebilir miyim? Bana annemi tekrar anlatır mısın babacıgım? Senin annen bir melekti yavrum. Neden ağlıyorsun anneciğim? Hayır yavrum ağlamıyorum. Gözüme toz kaçtı. Benim de senin yaşlarında bir oğlum vardı evladım. Seni sevmiyorum, seninle oyun oynadım, bunu anlamadın mı hala. (Aktör veya aktrist amansız bir hastaliğa genellikle ince hastalığa tutuldugu zaman sevgilisine söylediği ilk cümle.) Annen sen doğarken öldü yavrum. N'olur gerçeği söyleyin doktor yaşayacak mıyım? O kızla evlenirsen, seni mirasımdan mahrum, evlatlıktan men ederim. Nayır Necla, n'olamaz. Hayır siz kovmuyorsunuz, ben vazifemden istifa ediyorum. Tanrım, bu resim... Bu resim. Ben fakir bir gencim, sen ise zengin bir fabrikatörun kızısın. ... Devamı

12 09 2008

Vakit'te tüyler ürperten yazı

Vakit'te tüyler ürperten yazı Vakit'in Ankara Temsilcisi Serdar Arseven, akıllara durgunluk verecek bir yazı kaleme aldı. Dünkü köşesinde "Ben Isırırım Ama Köpeklerin Yalamasına Bile Müsaade Etmem" başlığını kullanan Arseven, "Önyargılıyım. İtham Müslüman'a yönelikse ‘iftira' derim, kafire yönelikse ‘doğru' derim" dedi. Köşesine "Deniz Feneri meselesiyle niye ilgilenmediğimi soruyorlar" diye giriş yapan Serdar Arseven'ın yazısındaki bazı ifadeler şöyle: MÜSLÜMANI YIPRATMAM: Haksız servet artışı varsa, bunun acısı mutlaka çıkacaktır. Ahirette de dünyada da. O hesapları kendi içimizde sorabiliriz. Bu benim tavrımdır. Ben; bir Müslüman'ı, hele bir fasık saldırıyorken, asla yıpratmam. Üstadın anlayışındayım. Belki kendim ısırırım Müslüman kardeşimi. Lakin köpeklerin yalamasına dahi müsaade etmem. Hele tarassut köpeklerinin asla. ‘İFTİRA' DERİM: Çifte standartlarım var. Bu çifte standartlar nasıl mı işler? Basit; itham Müslüman'a yönelmişse ‘iftira olduğu önyargısından' hareketle çıkarım yola. Deniz Feneri benimdir, Ergenekon terör örgütü kahrolası darbe düzeninin. AZILI DİN DÜŞMANLARI Arseven'in Ergenekon hakkındaki görüşleri ise, şu şekilde: Ergenekon söz konusu olduğunda ise, bu adamların ne azılı din düşmanı olduklarını bilmemden ve dahası, bu ülkenin kurtuluşunun ancak bu darbeci zihniyeti ortadan kaldırmakla mümkün olacağına dair idrakimden dolayı olayın üstüne giderim.İddianameyi esas alır bindiririm. Bu bu çifte standardı uygularken karşılaştığım birtakım çirkin tavırları göz önünde bulundurmam.   Gerçekler Aklın İç... Devamı

12 09 2008

'Aşk-ı Memnu' yeniden

'Aşk-ı Memnu' yenidenKanal D'den bir edebiyat uyarlaması daha... Reşat Nuri Güntekin'in "Yaprak Dökümü"nden sonra şimdi de Halit Ziya Uşaklıgil'in "Aşk - ı Memnu" adlı eseri dizi oldu Tek kanallı televizyon döneminde yayınlandığında büyük ilgi gören ve Müjde Ar'ın şöhret basamaklarını tırmanmasına neden olan "Aşk-ı Memnu" 33 yıl sonra yeniden ekrana geliyor. Halit Ziya Uşaklıgil'in eserinden Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu'nun günümüze uyarladığı dizide Kıvanç Tatlıtuğ, Beren Saat, Nebahat Çehre ve Selçuk Yöntem başrolleri paylaşıyor. Genel konu şöyle:Adnan, 11 yıl önce eşini kaybedince, sosyal hayattan uzaklaşıp bütün ilgisini kızı Nihal ve oğlu Bülent'e vermiştir. Aile yadigâri emektarları, çocukların yarı Fransız dadısı ve hamiliğini yaptığı uzak akraba çocuğu Behlül ile İstanbul'un en önemli yalılarından birinde yaşayan Adnan Bey, yine İstanbul'un tanınmış ailelerinden Melih Bey takımından Firdevs Hanım'ın kızı Bihter'le yıllar sonra tekrar karşılaşır. Firdevs Hanım çok hırslı bir kadındır. Kızlarıyla rekabet halindedir. Bihter babasının ölümünden sorumlu tuttuğu annesine kin duymakta ve Firdevs Hanım'ın kızı olarak anılmaktan büyük utanç duymaktadır. Yalnızlığın ve hüznün içinde Adnan Bey'le karşılaştığında onun güvenli elini tutar. Öte yandan Firdevs Hanım için de Adnan Bey en cazip eş adayıdır. Onu elde etmeye çalışırken kızı Bihter'le yolları kesişir ve anne kız arasında yıllarca sürecek büyük bir çatışma başlar. Bihter, Adnan Bey'in köşkünde mutluluğu ararken, tutkuyla tanışır. Behlül ve Bihter birbirlerine doğru sürüklenirler. Yasak aşkları bu ailedeki herkesi ayrı ayrı etkileyecektir.Yapımcı : Kerem ÇatayYönetmen : Hilal SaralOyuncular : Kıvanç Tatlıtuğ... Devamı

11 09 2008

2050'de bunlar hayatımızda olmayacakmış

2050'de bunlar hayatımızda olmayacak  2050 yılına kadar adım adım hayatımızda yokolacakların listesi!Avustralyalı ‘gelecek bilimciler' Richard Watson ve Ross Dawson, 2050 yılına kadar yok olması muhtemel ‘şey'leri gösteren bir çizelge hazırladı. Buna göre, gelecek yıl kül tablası, 2016'da ise bilgisayar fareleri ve emeklilik tarihe karışacak. Bu tahminlerin gerçekleşmesi zor gibi görünebilir ama onlar “Lütfen bu çizelgede kusur aramayın” diyor. İşte 2050'de olmayacaklar listesi Ross Dawson ve Richard Watson'a göre 'kavramlar', 'şey'ler ve onların son kullanma tarihleri... 2012: Dial-up internet erişimi 2013: Faks makinesi 2014: Kaybolmak 2016: Emeklilik, 'gay' barlar, bilgisayar faresi 2020: Telif hakları 2022: Bloglar, imla kuralları, Maldivler 2023: Çalışılmayan hafta sonları, Paris Hilton 2024: Masaüstü bilgisayar, AM radyo 2025: Parasız otobanlar 2026: Öğle yemeği, FM radyo, samimiyet, kırışıklıklar 2030: Anahtar, çocukluk dönemi, realite televizyonu 2033: Bozuk para 2034: Ucuz seyahat, Bangladeş 2035: Orta sınıf, petrol, spam, Aborijinler, Microsoft 2036: Petrolle çalışan araçlar, bağımlılık 2037: Buzullar, doğal yollarla çocuk sahibi olma 2038: Sükûnet 2039: "Özür dilerim", Avrupa Birliği 2040: Cüzdan, halka açık bedava yerler, karbon emisyonu, kağıt para, sağırlık 2042: Kravat 2044: Gelecek bilimciler 2049: Google, körlük 2050'den sonra: Estetik ameliyat, fiziksel acı, çirkinlik, ölüm... Devamı